İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Dünya
  3. Özgürlükler Ülkesi: Hollanda
Trendlerdeki Yazı

Özgürlükler Ülkesi: Hollanda

featured

Hollanda… Adını sık sık yel değirmenleri, kanalları, laleleri ve muhteşem çiçek bahçeleriyle andığımız özgürlükler ülkesi. Hayattan keyif almak isteyen herkesin yaşamak isteyeceği bir yer.  Bugün sizinle orada yaşıyormuş gibi hissedeceğiniz muhteşem bir Hollanda turuna çıkacağız😊

Tarihçesi

Hollanda’da, Romalılardan önce Tubanten, Frizler ve Cananefatan gibi bazı Cermen kabileleri yaşarken, ülkeye Romalıların gelmesinin ardından bu  kabileler Ren nehrinin güneyine göç etmiştir. Roma İmparatoru Jül Sezar MÖ 58 yılında bölgeyi ele geçirmiştir. Romalılar, Hollandalıların  ilk kent ve kalelerini inşa etmiş ayrıca bölgeye ilk defa yazıyı da onlar getirmiştir. Roma İmparatorluğu’nun çökmesinin ardından bölge barbar kavimlerin istilasına uğramıştır. Yeni gelen kavimler yerlilere karışırken ortaya 3 değişik millet çıkmıştır. Bunlar ülkenin kuzey kıyısında yaşayan Frizler, doğusunda yaşayan Saksonlar ve güneyindeki Franklardır.

Tarih boyunca ülkenin en çok istilaya uğrayan bölgesi  her zaman güney kısmı olmuştur. Bir zamanlar ülkenin bu kısmı günümüzdeki Almanya ve Fransa’yı da kaplayan Kalorenj İmparatorluğu’nun bir parçası olmuştur. 843 yılında Kalorenj İmparatorluğu’nun kurucusu olan Şarlman’ın torunları imparatorluğu üç parçaya bölmüştür. Batıdaki imparatorluk zamanla Fransa’ya dönüşürken doğu kısımlar da Almanya’yı oluşturmuştur. Hollanda ise bölünen imparatorluğun orta kısmında kalmıştır. Daha sonraları bu orta kısım ikiye ayrılırken halkın çoğunluğu Almanya’ya katılmayı tercih etmiştir. Böylece ülke 10. Ve 11. Yüzyıllarda Alman krallar tarafından yönetilmiştir.

Ticaret

1433 yılında günümüzdeki Belçika ve Hollanda toprakları Burgonya Düklüğünün himayesine geçmiştir. Fransa Krallığı’na bağlı feodal bir düklük olan Burgonya Düklüğü, ülkeye Fransa’daki ekonomik ve yasal koşulların  getirilmesi amacıyla soylular tarafından davet edilmiştir. Burgonya Hollanda halkının beklentilerini karşılamış hatta o dönemde bugün ülkenin başkenti olan Amsterdam tahıl nakliyesi bakımından dünyanın en büyük limanı haline gelmiştir. 16. Yüzyıla gelindiğinde ülke yine istilaya uğramış bu kez Kutsal Roma İmparatorluğu’nun eline geçmiştir. Bağımsızlık isteyen Hollandalılara dönemin kralı V. Karl tarafından Onyedi Vilayetler’i verilmiştir. Ancak kralın oğlu II. Pelipe babasının aksine Hollanda’ya taviz vermemekten yanaydı.

Altın Çağ Dönemi

Çok dindar bir Katolik olan II. Pelipe ülkede yayılmaya başlayan Protestanlık mezhebinden rahatsız olmuş ve Hollanda’ya zorla ağır yasalar, vergiler uygulayıp Protestanlığı yok etmeye çalışmıştır. Sert yönetim koşullarına dayanamayan halk Seksen Yıl Savaşları’nı başlatacak olan ayaklanmanın fitilini ateşlemiştir. Ayaklanmalar 1568 – 1648 yılları arasında devam ederken 1579 yılında 7 Protestan ağırlıklı kişiler bir araya gelerek Utrecht Birliği’ni kurmuşlardır. İsyancıların başına bugün ki krallığın atası olan I. Willem getirilmiştir. Birlik zamanla günümüzdeki Hollanda’nın ana hatlarını oluşturarak Yedi Birleşik Alçak Ülkeler Cumhuriyeti’ne dönüşmüştür. 1585 yılında zengin Katolik tüccarların ve aydınların Hollanda’ya göç etmesiyle ülke 1585 – 1702 yıllarını kapsayan Hollanda Altın Çağı denilen dönemi yaşamıştır.

Bu dönemde Hollanda bilimin, sanatın  ve ticaretin dünyadaki en önemli merkezlerinden birisi haline gelmiştir. 18. Yüzyıl sonlarında tüm Avrupa’yı etkisi altına alan özgürlük ve demokrasi rüzgarından Hollanda’da payına düşeni almıştır. Fransız Devrimi ve Amerikan Bağımsızlık Savaşı, Hollanda halkının bağımsızlık isteğini güz yüzüne çıkarmıştır. 1813 yılına kadar halk ayaklanmaları devam etse de bu direniş kesin bir başarıya ulaşamamıştır. 1813 yılında VI. Willem kendisini Hollanda kralı ilan ederken 1815 yılında Avusturya’nın da elindeki bazı bölgelerin ve Belçika’nın da katılmasıyla Birleşik Hollanda Krallığı meydana gelmiştir.

Ancak bu birleşme uzun ömürlü olmamış, 1830 yılında ayaklanan Belçika halkı 1839 yılında bağımsızlıklarını elde edip krallıktan ayrılmıştır. I. Dünya Savaşı boyunca tarafsız kalmayı seçen ülke 10 Mayıs 1940 yılında Naziler tarafından işgal edilmiş, ülkedeki yaklaşık 100.000 Yahudi öldürülmüştür. Savaşlardan yorulan ülke Dünya Savaşları’ndan sonra Avrupa barışının sağlanması konusunda büyük çabalar göstermiştir. Parlamenter monarşinin egemen olduğu ülke bugün Prens Willem – Alexander tarafından yönetilmektedir.

Coğrafya ve Nüfus

“Alçak Topraklar” anlamına gelen ve kendi dilinde “Nederland” olarak adlandırılan ülkenin yaklaşık %26’sı deniz seviyesinin altında bulunmaktadır. Bu nedenle ülkede denizden kazanılan çok sayıda toprak bulunmaktadır. Ülke, kuzey ve batıda Kuzey Denizi, doğuda Almanya, güneyde ise Belçika ile sınır komşusudur. Hollanda üç büyük nehir tarafından iki ana bölgeye bölünürken bu nehirler Ren nehri ve onun kolları olarak adlandırılan Waal ile Mevse nehirleridir. Düzlüklerden oluşan ülkenin en yüksek noktası 322 metre ile Vaalsberg’dir. Yaklaşık 42 bin m²’lik alanıyla ve 17 milyondan fazla nüfusuyla kapladığı yer küçük olsa da dünyada birçok alanda etkisi büyüktür. Hollanda nüfusunun yalnızca %77’sini yerli halk oluştururken Türkler, Faslılar, Surinamlılar ve Hollanda Antilleri ülkedeki  en büyük azınlıklardır.

Dil ve Din

Ülkede 20. Yüzyıla kadar ağırlıklı olan din Hristiyanlıktı. 20. yüzyılın sonlarında itibaren Hristiyanlık nüfusu hızla azalırken ülkede hiçbir dine mensup olmayanların sayısı her geçen gün hızla artmaktadır. 2019 yılı verilerine göre toplam nüfusun %54’ü  herhangi bir dini olmadığını belirtirken Hristiyanlar nüfusun yaklaşık %40’ını oluşturuyor. İslam %5 ile ülkedeki 3. din olurken diğer dinlerin nüfusa oranı ise %1’dir. Hollanda’ da en çok konuşulan dil ülkenin resmi dili olan Flemenkçedir. Batı Cermen dillerinden birisi olan Flemenkçe dünyada 21 milyon insan tarafından bilinmekte ve konuşulmaktadır. En çok konuşulan ikinci dil ise nüfusunun yaklaşık %90’ının bildiği İngilizcedir. Bunun yanında ülkede Almanca ve Fransızca da yaygın olmasa da konuşulan dillerdendir.

Yemek

Hollanda mutfağının temelini patates, sosis ve sebze oluşturuyor diyebiliriz. Ayrıca ülkede et ve balık da çok tüketilen yiyecekler arasındadır. Ülkenin yemek anlayışı et ve sebzeyi birleştiren bir yapıda olmakla beraber her köşe başında tuzlanmış ringa balığı, sosis, patates kızartması ve türevleri satılmaktadır. Hollanda denilince akla ilk gelenlerden biri de meşhur peynirleridir. Peynir kızartması da ülkede oldukça sık tüketilir.

Turizm

Dünyanın en popüler 10 turizm güzergahı arasında gösterilen Hollanda, her yıl milyonlarca turisti ağırlamaktadır. Yel değirmenleri, uçsuz bucaksız lale tarlaları, muhteşem doğası ve yüzyıllardır bozulmayan şehirleri ülkeyi turistler için vazgeçilmez kılıyor. Ancak Hollandalılar bu durumdan pek hoşnut değiller. Sayıları her geçen yıl artan turistlerin, yaşam kalitelerini olumsuz etkilediğini ve ziyaret ettikleri yerleri bozduklarını savunuyorlar. Bu doğrultuda hükümet ülkeyi ziyaret eden turist sayısını azaltmak için çeşitli çalışmalar yürütmektedir.

Toplum ve Kültür

Oldukça eğlenceli ve kibar olan Hollandalılar, lükse önem vermeyen kimselerdir. Bunun yanı sıra açık görüşlü, tolerans sahibidirler ve nezaket kuralına önem verirler. Şaşaalı iltifatları sevmeyen, cana yakın ve doğrudan iletişim kuran, göz kontağından hoşlanan insanlardır. Randevulara ve verilen sözlere sadık kalmamak kuralcı olan Hollandalıları bir hayli kızdırır. Ayrıca Hollandalılar doğum günlerinde orada bulunan herkesi tebrik ederler. Bunun sebebinin “o insanın hayatında bulundukları için tebrik etme ve aynı şekilde devam etmesi dileklerini sunmak” olduğunu söylerler. Ülkenin başkenti olan Kuzeyin Venedik’i olarak da bilinen Amsterdam, sahip olduğu eşsiz kanallar ve tarihi evleri ile UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alır.

Ek Olarak

Eşcinsel evliliği yasallaştıran ilk ülke olan Hollanda özgürlükler ülkesi olarak anılır. Dünyada erkekler bazında boy sıralamasında birinci sırada, kadınlar da ise ikinci sırada olan Hollandalılar bunu et, balık ve süt ürünlerini fazlasıyla tüketmelerine borçludurlar. Ayrıca Hollandalılar için evde doğum yapmak epey popüler bir durumdur. Nüfusun yaklaşık %20’si bebeklerini evde dünyaya getirmeyi tercih ediyor. Hollanda bayrağı kırmızı, beyaz ve mavi renklerden oluşmasına rağmen ülkenin ulusal rengi turuncu olarak kabul edilmektedir. Hollanda halkı krallarının doğum gününde turuncu kıyafetler giyer ve o günü doyasıya eğlenerek kutlarlar. Bisikletler diyarı olarak da bilinen ülkede dünyanın ilk güneş panelli bisiklet yolu bulunur.

Ülkedeki bisiklet sayısı insan nüfusunu fazlasıyla aşmaktadır. Hatta ülkede dört binin üzerinde nüfusu bulunan Houtan isimli kasabada 1980 yılından beri asla motorlu taşıt kullanılmamış vatandaşlar ulaşım ihtiyaçlarını bisikletle karşılamışlardır. Vahşi yaşam ve doğal varlıkları koruma konusunda titiz davranan Hollanda’da hayvanların yaşam alanı değişikliği yaparken  kullanabilmesi için ve otoyollarda tehlikelere maruz kalmamaları için yapılmış özel geçiş yolları bulunmaktadır.

Hollanda’da asla terk edilmiş evcil hayvan göremezsiniz. Bu konuda oldukça hassas davranan Hollanda hükümeti yasalarla her kedi/köpeğin ona ömür boyu bakacak bir sahibi veya kalıcı bir barınağı olmasını sağlamıştır. Ülkede öğrenciler liseden yeni mezun olduklarında bunu duyurmak amacıyla evlerinin önündeki bayrağın ucuna okul çantalarını asarlar. Ülkenin pek çok yerinde elektrikli araç şarj istasyonuna rastlamak mümkündür. Ayrıca ilk çok uluslu şirket Hollanda’da kurulurken bugünkü borsanın temeli de yine burada atılmıştır.

Tarımda ve lale ihracatında lider olan ülkede dünyanın en büyük çiçek bahçesi bulunmaktadır.
Bugün sizinle  birlikte özgürlükler ülkesi olan Hollanda’yı keşfettik. Neredeyse hepimizin düşlerini süsleyen özellikleriyle bizi büyülen Hollanda bu dünyadan değil sanki. Dilerim bir gün mutlaka yolunuz düşer bu büyülü ülkeye 😊

Yorum Yap

Yorum Yap

Yorumlar (1)

  1. Yine çok faydalandığım bir yazı oldu. Ellerinize sağlık 👏

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir