İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Dünya
  3. MİTOLOJİK TANRILARIN DİYARI: YUNANİSTAN

MİTOLOJİK TANRILARIN DİYARI: YUNANİSTAN

santorini

MİTOLOJİK TANRILARIN DİYARI: YUNANİSTAN

Hera, Afrodit ve Zeus’un diyarı..

Batı medeniyetinin başlangıcı, tiyatronun, felsefenin ve demokrasinin dünyaya kazandırıldığı, bembeyaz evleri, asırlık zeytin ağaçlarıyla Ege’de bir cennet… Evet tahmin ettiğiniz gibi pusulamız bu kez Yunanistan’ı gösteriyor. Hadi gelin mavi ve beyazın eşsiz bir kombinasyonu olan bu ülkeye biraz yakından bakalım.

Tarihçesi

Yunanistan, Girit uygarlığı, Miken uygarlığı ve Kiklad uygarlığı gibi Avrupa’nın medeniyetine yön vermiş ve Batı uygarlığının doğuşuna büyük katkıda bulunmuştur. Mikenler ilk yazılı eserleri üretirken zamanla Girit’in yerini almayı başarmışlardır. Ancak MÖ 1200 yıllarında Bronz Çağı Çöküşüyle uygarlık yıkılırken; “Yunan Karanlık Çağı’na” neden olmuştur ve yazılı anlamda eser üretimi bir süreliğine bile olsa tamamen durmuştur.

Yunanistan’ın ilk sahiplerine  Pelasgi (deniz halkı) diye hitap edilirdi. Yunanlılar kuzeyden sıklıkla gelen göçler ve işgaller yüzünden zamanla güney kıyılarına ve Ege adalarına doğru yerleşmeye başlamıştır. Tarihi dönemler (MÖ 1100 – MÖ 800) Yunan Karanlık Çağı’yla başlarken Büyük İskender’in ülkeyi fethetmesiyle Helenistik olarak adlandırılan döneme geçmiştir.

MÖ 776 yılında ilk Olimpiyat Oyunları’nın yapılmasıyla Yunan kültürünün oluşmasında büyük önem arz eden Antik Yunan döneminin başladığı varsayılır. Birçok tarihçiye göre bu dönemin bitiş tarihi MÖ 323 yılında Büyük İskender’in ölümüyle son bulmuştur. Bir sonraki tarihi dönem ise Romalıların ülkeyi ele geçirmesiyle başlayan zorlu bir uyum sürecidir. Roma İmparatorluğu’nun 4. Yüzyılda Doğu Roma ve Batı Roma olarak ikiye ayrılırken bugün ki Yunanistan toprakları 1453 yılına kadar Doğu Roma tarafından yönetilmiştir. 1453 yılında Osmanlı’nın Doğu Roma İmparatorluğu’na (Bizans İmparatorluğu) fiilen son vermesiyle 1821 yılına kadar Osmanlı egemenliği altında kalmıştır.

coliseum
coliseum

Bugün ki modern Yunanistan’ın temelleri 1821 yılında atılmıştır diyebiliriz. Avrupa’da başlayan ve Dünya’ya yayılan Fransız İhtilali birçok milletin olduğu gibi Osmanlı’da azınlık halinde bulunan Yunanlıların da ilgisini çekmişti. Yunanlıların bağımsızlık isteği Avrupa ülkeleri tarafından büyük destek görmüştür. 1827 yılında Fransa, İngiltere ve en çokta Rusya’nın desteğiyle Yunan Bağımsızlık Savaşı neticesinde Osmanlı’dan ayrılarak Birinci Helen Cumhuriyeti kuruldu. 1831 yılına gelindiğinde devletin başına seçimle gelmiş olan Yannis Kapodistrias suikast sonucu öldürülünce Yunan Krallığı kurulmuştur. Bu krallığın başına yine İngiltere, Fransa ve Rusya’nın desteğiyle Otto von Wittelbach getirildi.

Bu dönemde hukuk ve eğitim gibi birçok alanda modern Yunan altyapısı oluşturulurken ülke Bizans ve Osmanlı’nın etkisinden çıkarak yavaş yavaş eski benliğine, Antik Yunanistan kimliğine büründü. Ve bugün ki Yunanistan ortaya çıktı.

 

Coğrafya ve Nüfus

Balkan Yarımadası’nda bulunan ülke; doğuda Türkiye, kuzeyde Bulgaristan ve Kuzey Makedonya Cumhuriyeti’yle kuzeybatıda ise Arnavutluk ile sınırlarını paylaşmaktadır. %80’i dağlık olan ülkenin en yüksek dağı 2.918 metre ile aynı zamanda mitolojide Yunan Tanrılarının evi olan Olimpos Dağı’dır. Ülkenin bu kadar dağlık olmasının sebebi Yunan mitolojisine göre şöyle açıklanıyor; İnanışa göre Tanrı dünyayı yaratırken toprağı bir süzgeçle eledikten sonra kalan taşları omzunun üzerinden fırlatmıştır ve bu sayede Yunanistan yaratılmıştır. Tabii mitolojileriyle ünlü olan Yunanistan’ı düşündüğümüzde bu hikaye bize pek de tuhaf gelmiyor.

santorini
santorini

Güneyde Akdeniz, batıda İyon Denizi doğuda ise Ege Denizi ile çevrili olan ülke yaklaşık 3000 adasıyla, dünyanın en uzun 11.sahil şeridiyle  ve üç ayrı denize olan kıyılarıyla bir tatil cennetidir. Bu adalardan sadece 227’sinde yerleşim varken, sadece 78 tanesinde 100’den fazla kişi yaşamaktadır. 2019 verilerine göre başkenti Atina olan ülkenin nüfusu yaklaşık 11 milyon kadardır. Büyük çoğunluğu Yunanlılar oluştururken Arnavutlar başta olmak üzere Arumenler, Makedonlar, Arnavutlar, Çingeneler ve Türkler de nüfusun hatırı sayılır bir kısmını oluşturur.

Dil ve Din

Yunanistan’da en çok konuşulan dil ülkenin resmi dili olan Yunancadır. Bunun yanında azınlık dili olan Türkçe, Bulgarca, Arnavutça, Makedonca gibi dillerde konuşulmaktadır. Yunanca 3000 yıllık köklü bir geçmişe sahiptir ve Yunan alfabesi kullanılarak yazılır. Nüfusun yaklaşık %95 Hristiyan ve çoğu Ortodoks’tur.

Toplum ve Kültür

Eğlence ve lüksten hoşlanan Yunanlılar genelde yarını düşünmeden sadece anı yaşamaya odaklanmış insanlardır. Konuşmalar sırasında ellerini ve mimiklerini kullanmayı tercih eden Yunanlılar bir miktar huysuz olmakla beraber çokça duygusaldırlar. Mutluluklarını dans ederek gösteren Yunanlılar için sirtaki en popüler geleneksel danslarından birisidir.

Yunanistan’da günün tadını çıkarmak amacıyla saat 13.00 ve 16.00 arası siesta (öğle uykusu) yaparlar. Bu saatler arasında bütün işletmeler kapanır.

Ülkede evlerin kapılarının, pencerelerinin ve çatılarının mavi renkte olmasının sebebi ise mavi renginin kendilerini kötülüklerden koruduğunu düşünmeleridir. Ayrıca buna bağlı olarak ülke de nazar boncuğu inancı oldukça yaygındır. Yunanistan’da genelde çok az huzur evi bulunur çoğunlukla aile büyükleri, aile büyükleri ölünceye kadar aynı evde yaşarlar. Bütün dünyanın aksine Yunanistan’da doğum günü değil isim günleri kutlanır. Örneğin; 3 Ocak ismi Genovefa olanların isim günüdür. Ayrıca Yunanistan’da küçük işletmelerin para kazanabilmesi amacıyla Pazar günleri zincir mağazalar, süpermarketler ve AVM’ler gibi büyük işletmeler kapalı olmak zorundadır.

santorini

Turizm

Adaları, plajları, bembeyaz evleri ve tatil köyleriyle yanı başımızda ki tatil cenneti. Her yıl kendi nüfusundan çok daha fazla kişiyi turist olarak ağırlayan Yunanistan için turizm önemli bir gelir kaynağıdır. Santorini, Rodos, Girit gibi Yunan adaları turistlerin vazgeçilmez tatil duraklarından. Dünyadaki diğer ülkelere nispeten daha fazla Arkeoloji müzesi bulunan Yunanistan’da turistlerin kolaylıkla ulaşabileceği tam 150 adet müze bulunmaktadır. Bunun yanı sıra Yunanistan’da ziyaret edebileceğiniz 18 tane UNESCO Dünya Mirası bulunmaktadır.

Ek Olarak

Mitolojileriyle anılan, bugün bile dilden dile dolaşan ve hâlâ büyük bir kesimin ilgisini çeken efsaneleriyle ünlü  Yunanistan… Mitolojiler; Antik Yunan’da dünyanın yaratılışı, tanrı, tanrıça ve kahramanların hayatını anlatan söylencelerdir. Aynı zamanda Yunan Tanrılarının hepsi Romalılar tarafından kabul görmüştür ve farklı isimler verilmiştir. Yunan mitolojisi 4’ü kadın 8’i erkek olmak üzere 12 tanrının hikayelerinden oluşmaktadır. Bu 12 sayısı asla bozulmaz eğer bir tanrı eklenirse başka bir tanrı çıkartılır. Mitolojiye göre her tanrı ve tanrıçanın farklı görevleri vardır.

Efsaneye göre şimşeklerin efendisi olan Zeus iki erkek  kardeşiyle dünyayı bölüşmüştür. Buna göre denizler Poseidon’a, yer altı Hades’e ve gökyüzü de Zeus’a kalır. Görev dağılımından sonra herkes Olympos’a çıkıp dünyayı yönetmeye başlar ancak Olympos’un sahibi ve Olympos tanrılarının  kralı yalnızca Zeus’tur, Yunan mitolojisi batı sanatına da etki etmiştir. Şiir, resim ve en önemlisi tiyatro alanında mitolojinin etkisi yadsınamaz.

zeus, posedion, hades

Yunanistan aynı zamanda bir zeytin diyarıdır. Dünyanın önde gelen zeytin üretici olan Yunanistan’da 13. Yüzyıldan kalma zeytin ağaçları bulunmaktadır. Dünya’nın en eski şehirlerinden olan Atina demokrasinin, Batı felsefesinin, Olimpiyat Oyunlarının, siyaset biliminin, Batı edebiyatının, matematiksel ilkelerin ve Batı’nın trajedi ve komedi teorilerinin doğduğu yerdir.

Pisagor, Herodot, Hipokrat, Aristo, Öklid ve Arşimet  Yunanistan’ın önemli şahsiyetlerinden yalnızca birkaçıdır. Yunanlılar yüzyıllardır tarih sahnesinden hiç inmeyen birçok medeniyete ev sahipliği ve tanıklık etmiş bir millettir.

Yazıyı burada bitirirken size mitolojiden bir hikaye anlatmak istiyorum. Su perisi olan Daphne ve ışığın, sanatın tanrısı olan Apollon’un hikayesi…

Evlenmemeye ant içen su perisi Daphne ve onu Peneus Irmağı’nın kıyısında görüp delicisine aşık olan Apollon. Umutsuzca, kör kütük aşık olan Apollon ilk gördüğü andan itibaren Daphne’nin peşini bırakmaz. Daphne kaçar, Apollon kovalar. Kaçmaktan yorulan ve gücü tükenen Daphne o an bulunduğu yerden Toprak Ana’ya onu saklaması için yalvarır ve Toprak Ana onun bu isteğini karşılıksız bırakmaz; Daphne toprakla bütünleşir ve bir ağaca dönüşür. Efsaneye göre Defne ağacının ismi de buradan gelmektedir.

Yorum Yap

Yorum Yap

Yorumlar (2)

  1. 4 hafta önce

    Elinize sağlık çok güzel bir yazı olmuş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir