İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Dünya
  3. AKDENİZ’DE BİR CENNET: İTALYA
Trendlerdeki Yazı

AKDENİZ’DE BİR CENNET: İTALYA

Roma

Asırlar boyunca farklı kültürlere ve milletlere ev sahipliği yapmış, ilk çağlardan beri yaşam izlerinin silinmediği topraklarıyla İtalya… Bu kez  sizinle Akdeniz’e doğru uzanan kıyılarıyla; modanın, sanatın ve makarnanın başkenti olan İtalya’ya doğru çok keyifli bir gezintiye çıkacağız. Birazdan bir ülkeye aşık olabilirsiniz 😊

Tarihçesi

‘İtalya’ adı, MÖ 8000 yılında İtalya yarımadasının orta kısmındaki Abruzzo bölgesine yerleşmiş olan İtalik kavimlerden gelmektedir. Kelimenin tam olarak ne anlama geldiği günümüzde halen bilinmiyor. İlk Roma İmparatoru olarak kabul edilen Caesar Augustus bölgedeki bütün İtalik kavimleri tek bir çatı altında toplayarak Roma İmparatorluğu’nun ilk temellerini atmıştır. Augustus’un MÖ 9. Yüzyılda kurduğu bu imparatorluk zamanla büyüyerek sınırlarını İran’dan Britanya’ya kadar genişletmiştir. Yaklaşık 12 yüzyıl boyunca varlığını sürdüren Roma İmparatorluğu, zamanla kendi içinde taht kavgalarının da etkisiyle düşüşe geçmiş ve 395 yılında Doğu Roma ve Batı Roma olmak üzere ikiye ayrılmıştır.

Roma

Batı Roma İmparatorluğu fazla ayakta duramayarak 476 yılında sona ererken geriye daha sonradan Bizans İmparatorluğu olarak adlandırılacak olan Doğu Roma kalmıştır. Daha sonra Bizans İmparatoru I. Justinianus, bölgedeki otoriter boşluktan faydalanarak İtalya’nın tamamını ele geçirmiştir. Bizans egemenliği sırasında İtalya’da Katolik kilisesi ortaya çıkarken o yıllarda Papa sadece din açısından değil siyasi açıdan da bölgede hakimiyet oluşturmaya çalışmıştır. Papa’nın sayesinde Almanya, Fransa ve Roma 843 yılına kadar tek bayrak altında birleşmiştir. 11. yüzyıla kadar Müslümanlar da dahil birçok milletin istilasına uğrayan Roma, bu yüzyılda karmaşadan biraz da olsa kurtulmuştur. Kimi bölgelerde Papalık Devleti’nin de içinde bulunduğu irili ufaklı bazı devletler ortaya çıkmış, bu devletler hem birbirleriyle hem de diğer ülkelerle savaşmışlardır.

Bu devletlerin himayesindeki birçok insan 1095 yılında başlayan Haçlı Seferleri’ne katılmıştır. 15. yüzyıla geldiğimizde skolastik düşüncenin yıkılmasına, pozitif bilimin ve reform hareketlerinin doğmasına sebep olan Rönesans İtalya’da başlayıp bütün dünyaya yayılmıştır. Aydınlanma Çağı’nın zeminini oluşturan Rönesans, Avrupa’nın her yönden gelişmesine ve güçlenmesine muazzam katkıda bulunmuştur. 19. yüzyılın başlarında İtalya, I. Napolyon tarafından işgal edilerek Fransa’ya bağlanmıştır. 1861 yılına kadar çeşitli bağımsızlık girişimde bulunan İtalyanlar sonunda bazı ülkelerinde desteğiyle İtalya Krallığı altında birleşmişlerdir.

Roma döneminden sonra ilk defa tek bir ülke haline gelen İtalya, Sanayi Devrimi’nin de etkisiyle tıpkı diğer Avrupa ülkeleri gibi kolonileşmeyi tercih edip Libya, Etiyopya ve Somali gibi bazı ülkeleri sömürgesi haline getirdi. I. Dünya Savaşı’nın ardından Osmanlı’nın elinde bulunan On İki Adaları da kendi topraklarına katmıştır. Benito Mussoli’nin etkisi altında faşizme yönelen İtalya II. Dünya Savaşı’nda yenilmiş ve 1 Ocak 1948 yılında İtalyan halkı yeni bir anayasaya evet diyerek cumhuriyeti ilan etmiştir.

Levanto, Italya
Levanto, Italya

Coğrafya ve Nüfus

Güney Avrupa’da yer alan ve  çizme biçiminde olan İtalya 3 tarafı da denizlerle çevrili bir yarımada ülkesidir. Kuzey batısında Fransa, kuzeyinde İsviçre ve Avusturya, kuzeydoğusunda  ise Slovenya ile sınır komşusudur. 5’te 1’i dağlık olan ülke irili ufaklı pek çok adaya sahiptir. Bunların en büyükleri, ülkenin güneyinde bulunan Akdeniz’in en büyük adası olan Sicilya ve batısında yer alan  Sardunya’dır. Aynı zamanda ülkede mikro devletler olarak anılan Vatikan ve San Marino tüm sınırlarıyla İtalya içerisinde yer alır ve tek komşuları yine İtalya’dır. Buna benzer olarak İtalya’nın da, İsviçre sınırları içerisinde kalan Campione d’Italia adında 2500 nüfuslu bir eksklav beldesi bulunmaktadır.

Bunların yanında İtalya’da pek çok aktif volkan vardır. Avrupa kıtasındaki en büyük yanardağı olan Etna, Sicilya’nın doğu kıyısında bulunur. Bugün ki yüksekliği 3326 metredir. Ancak bu yükseklik zirvede meydana gelen püskürmelerle zaman zaman değişmektedir. Öyle ki dağ 1865 yılındaki yüksekliğiyle kıyasladığımızda 21,6 metre daha alçaktır. 2013 yılında Dünya Mirası ilan edilen yanardağı  Vezüv ve Stromboli’yle  birlikte ülkenin en aktif 3 yanardağından birisidir. Halk arasında ülke kuzey ve güney olarak ikiye ayrılırken ülke nüfusu ekonomik nedenlerle kuzeye doğru gittikçe yoğunlaşır.

Ülke nüfus bakımından günümüzde Avrupa Birliği içinde Almanya ve Fransa’nın ardından üçüncüdür. Son yirmi yılda alınan göçlerle ülke nüfusu hızla artmaktadır. Önceden en yoğun göçün alındığı bölge Kuzey Afrika iken şimdilerde öne çıkan gruplar Asyalı göçmenlerdir. Ülkedeki en büyük azınlık ise resmi kayıtlara göre 800.000 ile Rumenlerdir. Onları 600.000 ile Magripliler takip ederken, yaklaşık 450.000 ile Arnavutlar da 3. sırada yer almaktadır.

Roma
Roma

Dil ve Din

Resmi dil olan İtalyanca ülke nüfusunun neredeyse tamamında konuşulur. Bunun yanında ülkede İspanyolca, İngilizce ve Fransızca gibi yabancı dillerin de kullanım oranı azımsanmayacak kadar fazladır. Din açısından bakıldığında ise  bir zamanlar ülkenin resmi dini olan Katolik Kilisesi ülkedeki en büyük dini inançtır. Ancak 25 Nisan 1985’te kiliseyle yapılan antlaşmayla İtalya’nın laik bir ülke olması hedeflenmiştir. Ve ülkenin resmi bir dini olmamasına karar verilmiştir. 2019 yılı verilerine göre ülkenin %76’sı kendini Roma Katoliği olarak tanımlarken, %14’ü dinsiz olarak tanımlar. Ülkedeki en eski azınlık din ise Yahudilik olurken, bugün İslam, Budizm ve Hinduizm ülkenin azınlık dinlerindendir.

Toplum ve Kültür

İtalyanlar genel olarak cana yakın ve misafirperver olmalarının haricinde cömert, alçakgönüllü ve oldukça aile düşkünü kimselerdir. Özellikle İtalyan erkekleri annelerine çok düşkünlerdir. Eğlenceyi fazlasıyla seven İtalyanların olmazsa olmazlarının arasında parti yapmak ilk sıralarda yer alırken dünyanın moda başkenti olarak gösterilmelerini her daim var olan şıklıklarına borçlulardır. Ülkede 54 adet Dünya Kültür mirası bulunur bu da İtalya’nın bu alanda rekorun elinde tutmasını sağlamıştır. Ülkede bu kadar çok eserin bulunması, dünyaya Stendhal sendromunu kazandırmıştır. Bu sendrom kişinin  sanat eserlerinin bolluğu, güzelliği ve ihtişamı karşısında kendinden geçmesi, baş dönmesi ve bayılma gibi belirtilerle belli olur.

Her zaman sanata büyük bir önem veren İtalya resim alanında dünyaca tanınan  Leonardo Da Vinci ve Micheelangelo gibi çok önemli şahsiyetlere ev sahipliği yapmıştır. Aynı zamanda tıpkı resim gibi müzik de İtalyan kültüründe önemli bir rol oynamıştır. Operayı dünyaya kazandıran ülke, klasik müziğin de doğmasında inanılmaz katkılarda bulunmuştur. Piyano ve viyolin gibi çalgılara hayat veren ülke, caz müziğinin hızla dünyaya yayılmasına vesile olmuştur.

Yemek

Hepimizin bildiği gibi İtalyanlar yemek alanında fazlasıyla iddialıdırlar. Makarnaları, pizzaları ve sabah kahvaltılarının vazgeçilmezi olan kruvasanları dünyaca ün kazanmış yiyeceklerinden yalnızca birkaçıdır. Bölgelere göre büyük değişiklikler gösteren İtalyan mutfağı genel olarak sebze ve hamur işleri ağırlıklıdır. Aynı zamanda yemeklerin basit ve minimalist olmasına ve kullanılan malzemelerin kesinlikle kalite olmasına önem verirler.

Geniş bir kahve kültürüne sahip olan İtalyan mutfağında özellikle espresso önemli bir yer tutar. Hatta Starbucks’ın kurucusu Howard Schultz 1983’te Milano’ya yaptığı bir iş gezisinde, İtalyanların kahve hazırlamayı bir sanat haline getirdiğini, çalışanların müşterilerine isimleriyle hitap ettiğini gözlemliyor. Schultz İtalya’daki espresso barlarını Amerikan kültürüne uyarlamak için hemen harekete geçiyor ve bugün dünyada binlerce şubesi olan Starbucks macerası bu şekilde başlıyor.

Kahve kadar şarap da İtalyanların en sevdiği içecek olma özelliğini taşıyor. İtalyanların dünyaya mâl olmuş yemekleri arasında pizza, spagetti ve makarna ayrıca bunların özel sosları gelirken onları risotto, lazanya, tiramisu ve tortellini takip eder.

Turizm

Dünyada en çok turist ağırlayan ülkelerin başında gelen İtalya için turizm oldukça önemli bir gelir kaynağıdır. Zengin kültürü, mutfağı, tarihi, modası, sanatı ve paha biçilmez antik anıtlarıyla ülke turistlerin bir hayli ilgisini çekiyor. Modanın başkenti Milano, gondolların üzerinde süzüldüğü Venedik şehri ve Kolezyum başta olmak üzere bir çok tarihi eseri sınırları içerisinde bulunduran Roma’yla, İtalya eşsiz bir turistik destinasyon oluşturuyor.

Aşk çeşmesi olarak da anılan Trevi çeşmesi Roma’ya yolu düşenlerin uğramadan dönmediği bir yer haline gelmiştir. Ziyaretçiler dilek dilemek için çeşmeye, arkalarını dönüp omuzlarının üzerinden para fırlatırlarsa; hayatlarının aşkını bulacağına inanırken bazıları da bu geleneği yerine getirenlerin  Roma’ya mutlaka tekrar geleceğini söyler. San Marino ve Baba filmiyle de akıllarımızda yer edinen İtalyan mafyasının da doğduğu yer olan Sicilya da, ülkenin kesinlikle ziyaret edilmesi gereken adalarındandır.

Pisa Kulesi

Ek Olarak

İtalya…  Avrupa’ya yemek yemeyi, dünyaya şık giyinmeyi öğreten ülke. Yeme içme ve daha birçok alanda festivaller düzenlemeyi seven İtalya 2008 yılında dünyanın en ilginç festivaline ev sahipliği yaptı. Düzenlenen üzüm festivalinde ülkedeki bütün musluklardan yanlışlıkla şarap akarken İtalyanlar bu duruma çok sevinmiştir. İtalya’da sokaklarda kedi görmek neredeyse imkansızdır. Önceden ülkeye ilk defa gelenlere  kedileri Çinlilerin yediği şakası mutlaka yapılırdı.

17 sayısını uğursuz olarak nitelendiren İtalyanların ayrıca 3’te 1’i hiç internet kullanmamıştır. Hepimizin rüyalarını süsleyen kanallar şehri olarak bilinen Venedik’te bütün gondollar siyaha boyanmıştır bunun nedeni ile ilgili çeşitli efsaneler vardır. Bilimsel olarak bakarsak gondollar siyah; çünkü siyah suya en dayanaklı renktir. Gelelim diğer efsanelere ilki; 1300’lü yıllarda İtalya’yı kasıp kavuran  bir veba salgını sırasında, insanlar kiliselere tedavi edilmek üzere gondollarla taşınırdı ve bir çok kişi bu gondollarda henüz kiliseye yetişemeden yaşamını yitirmiştir, bu yüzden onların anısına bütün gondollar siyaha boyanır.

Kolezyum
Venedik

İkincisi ise dramatik bir aşk hikayesi olan efsaneye göre Venedik’te gondolcu olan bir genç, soylu bir ailenin kızına aşık olmuştur fakat, kızın babası gondolcu olduğu için kızını vermek istemez. Bunun üzerine delikanlı da gondolunda intihar eder ve o günden sonra onun anısına bütün gondollar siyaha boyanır. Ama dediğimiz gibi bunlar sadece halk arasında kulaktan kulağa dolaşan efsanelerdir.

Galileo, Sezar ve hepimizin bildiği Pinokyo’nun memleketi olan ülke tarih boyunca  dünyada özellikle Avrupa başta olmak üzere sanata, bilime ve kültüre önderlik etmiştir.

Her konuda bizi büyülemeyi başaran İtalya görülmesi gereken ülkeler listenizde mutlaka en üst sıralarda yer almalıdır. Bir bütün olarak böylesine muhteşem bir kombinasyonu başka yerde bulamayacağınız da aşikar… Tarihi Pisa kulesini, gondolların üzerinde süzüldüğü Venedik’i ve gladyatör savaşlarına tanıklık eden Kolezyum’u görmeden, Trevi çeşmesinde dilek dilemeden İtalya’yı gezdim demeyin derim😊

Yorum Yap

Yorum Yap

Yorumlar (3)

  1. gulsen_avatar
    1 hafta önce

    Gerçekten aşık oldum teşekkürler

  2. gulsen_avatar
    1 hafta önce

    Muhteşem

  3. gulsen_avatar

    Muhteşem

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir